Son yıllarda ebeveynlerin çocuk yetiştirirken en çok zorlandıkları konulardan birinin sınırlar olduğunu görüyoruz. Çünkü günümüz ebeveynleri, kendi çocukluklarında gördükleri ebeveynlik anlayışı ile okudukları, öğrendikleri yeni ebeveynlik yaklaşımları arasında sıkışıp kalabiliyor.
Sadece disiplin ile büyümüş çocuklar, anne baba olduklarında pozitif disiplin kavramıyla tanışıyor. Ancak kişinin görmediği bir şeyi uygulaması her zaman kolay değildir. Gelin, birkaç küçük ama etkili adımla çocuklarda sınır eğitiminin nasıl desteklenebileceğine birlikte bakalım.
“Sınır koymak çocuğu kısıtlamak değil; ona güvenli bir alan, tutarlı bir rehberlik ve hayatı anlamlandırabileceği bir çerçeve sunmaktır.”
1. Önceden Haber Vermek
Çocuğunuza bir sınır koyacaksanız, bir davranışının sonucunda bir bedel ödeyecek veya bir şeyden mahrum kalacaksa bunu önceden ona söylemelisiniz. Örneğin televizyon izliyorsa ve son beş dakikası kaldıysa, beş dakika içinde televizyonu kapatması gerektiğini, bunun bir kural olduğunu ve bu kuralı kendisinin bildiğini açıkça ifade edebilirsiniz.
Eğer televizyonu kapatmazsa, ertesi gün televizyon izleme hakkını seçmemiş olacağını anlatabilirsiniz. Burada özellikle “seçmek” kelimesi önemlidir. “Eğer şimdi televizyonu kapatmazsan yarın sana hiç televizyon yok” cümlesi daha çok ceza gibi duyulabilir. “Eğer şimdi televizyonu kapatmazsan yarın hiç televizyon izlememeyi seçiyorsun” cümlesi ise pozitif disiplin yaklaşımına daha uygundur.
Bu ikinci cümlede çocuk, yaptığı davranışın bir sonucu olduğunu ve bazen seçimleri nedeniyle bazı şeylerden mahrum kalabileceğini öğrenir. Bu da çocuğu yalnızca o ana değil, hayata hazırlar.
2. Tutarlılık: Sınır Cümlesini Uygulamak
Bu adım, sınır eğitiminin en önemli adımlarından biridir. Diyelim ki çocuğunuz bir gün önce televizyonu vaktinde kapatmadı, sizinle uzun süre inatlaştı ve bir kriz yaşandı. Ertesi gün tekrar televizyon izlemek istediğinde siz sözünüzün arkasında durmaya çalışıyorsunuz; fakat çocuğunuz çok ısrarcı. Ağlıyor, bağırıyor ve sonunda siz pes ediyorsunuz.
Bu noktada çocuk şunu öğrenebilir: “Ağlayarak ve ısrar ederek kuralları değiştirebilirim.” Bundan sonra sınırları öğretmek eskisinden daha zor hale gelebilir. Sürekli başa sarmamak için hayırınız hayır, evetiniz evet olsun. Yani tutarlılıktan vazgeçmeyin.
3. Yansıtma
Ebeveynler, ağlayan veya üzülen çocuklarına hayır dedikçe zaman zaman kendilerini kötü anne baba gibi hissedebilirler. Çocuklar da bu durumun farkında olabilir. Bu nedenle ağlama, bağırma veya kriz anlarında hem çocuğun hem de ebeveynin daha iyi hissedebilmesi için yansıtma yapmak önemlidir.
Yansıtmadan kasıt, çocuğun duygusunu ona geri gösterebilmektir. Çocuğunuzun o an öfkeli, üzgün ya da kaygılı olduğunu görüyorsanız bunu sakin bir dille ifade edebilirsiniz.
Örneğin şöyle bir cümle kurulabilir:
“Anlıyorum, şu an çok öfkeli hissediyorsun. İstersen sana sarılabilirim ya da seni biraz yalnız bırakabilirim. Ben yanındayım.”
Bu cümledeki duygu kısmını öfkeli, üzgün, kaygılı veya kırgın gibi çocuğun o an yaşadığı duyguya göre değiştirebilirsiniz. Böylece çocuk hem duygusunun fark edildiğini hisseder hem de sınırın hala devam ettiğini öğrenir.
4. Sabır
Tüm bunları uygulamak teoride göründüğü kadar kolay olmayabilir. Bu yüzden sınır koyacağınız anları iyi seçmeniz gerekir. Eğer pes edebileceğinizi düşündüğünüz bir zamanın veya durumun içindeyseniz, baştan evet demeniz daha sağlıklı olabilir. Çünkü önce hayır deyip sonra evete dönmek, sınır sürecinde en son istediğimiz şeylerden biridir.
Sınır ve pozitif disiplinin anahtar kelimesi sabırdır. Davranış kazanmaya çalışan bir çocuğun süreci genellikle düz bir çizgi gibi ilerlemez. Önce zorlanma artabilir, krizler yoğunlaşabilir; ardından yavaş yavaş düzen oluşmaya başlar. İşte o en zor noktada ebeveynin en çok ihtiyaç duyacağı şey sabırdır.
Sınırlar Çocukları Hayata Hazırlar
Dört adımda sınır ve pozitif disiplini anlatmaya çalışsak da her çocuğun sürecinin birbirinden farklı olduğunu unutmamak gerekir. Her çocuk bu davranışı kendi mizacına, yaşına, gelişim dönemine ve aile dinamiklerine göre farklı bir hızda kazanabilir.
Ancak unutmamanız gereken en önemli şey şudur: Tüm bunları sadece çocuğunuz okula zamanında gitsin, erken yatsın ya da alışveriş merkezinden eve sorunsuz dönsün diye yapmıyorsunuz. Aslında onu hayata hazırlıyorsunuz.
Örneğin çocuğunuz büyüdü, mezun oldu ve iyi bir işte çalışıyor. Fakat her sabah işe geç kalıyor. Müdürü bunu telafi etmesi için mesaiye kalmasını istediğinde çocuğunuz bunu reddediyor. Ardından gelmediği saatler maaşından kesiliyor, yani bir şeyden mahrum kalıyor. Çocuğunuz davranışlarına devam ederse en sonunda işten çıkarılabilir. Hayatta bir bedel ödemek zorunda kalabilir.
Ağlayıp bağırınca kimsenin ona “tamam” demediği bir dünyada, davranışlarının sonuçlarını çok geç öğrenmesi ona ne hissettirir? Çocuklar bedel ödemeyi, mahrum kalmayı ve seçimlerinin sonuçlarını önce ailelerinde, yani en güvenli yerleri olan evlerinde öğrenmelidir.
Sınırlar Kaygıyı Azaltabilir
Bilinmesi gereken bir diğer önemli konu ise sınırların çocukları rahatlatabildiğidir. Bir yetişkin gibi karar vermesine izin verilen çocuklar çoğu zaman fikirlerinden emin olamazlar ve kararlarının sonuçlarını öngöremezler. Bu durum çocuk için belirsizlik yaratır.
Belirsizlik ise kaygıyı artırabilir. Bu nedenle sınırları olmayan çocuklar dışarıdan özgür ve iyi hissediyor gibi görünseler de içten içe kaygı yaşayabilirler. Sınır koymak hem ebeveyne hem de çocuğa iyi gelebilir.
Çocuklarda sınır eğitimi; sevgi, tutarlılık, anlayış ve sabırla ilerleyen bir süreçtir. Bu yolculukta önemli olan kusursuz olmak değil, çocuğa güvenli ve öngörülebilir bir alan sunabilmektir.
- Sınır koymadan önce çocuğa önceden haber verin.
- Hayır dediğinizde tutarlı kalmaya çalışın.
- Çocuğun duygusunu fark edip yansıtın.
- Pes edebileceğiniz durumlarda baştan daha gerçekçi bir sınır koyun.
- Sürecin zaman alabileceğini unutmayın ve sabırlı olun.
Sınır koymak bazen zorlayıcı olabilir; ancak doğru şekilde uygulandığında çocuk için güvenli, öğretici ve iyileştirici bir deneyime dönüşebilir. Hepinize bu yolculukta sabır diliyoruz.